Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Fakir Baykurt.

Fakir Baykurt Fakir Baykurt > Quotes

 

 (?)
Quotes are added by the Goodreads community and are not verified by Goodreads. (Learn more)
Showing 1-30 of 33
“Ne hayatı varmış kentlerde? Varsa bile size var ! Ne geçiyor eline bizden oraya gidenlerin? Ne olabiliyorlar? Kapıcı, çöpçü, hızmatçı, dutma ... İstanbul-Ankara'daki avratların sidikli donlarını paklayıp, apartman yapılarını, garacları, caddaları bekliyorlar. Sırtlarıyla taş çekip han apartman yapıyorlar. Emme içine girip oturamıyorlar. Bekledikleri dükkenlerin hiçbiri kendilerinin değil. Pakladıkları sidikli donlar, bulaşıklar hep başkalarının ! Biz dünyaya çöpçü, hızmatçı olmaya mı geldik Emin bey? Burda acımdan ölürüm, gene gitmem o donuz kentlere ki çöpçü, hızmatçı olayım! Diyorsun ki, taş devrinden kalma yimekler, tunç devri nden kalma fitilli lambalar, kağnı, karasapan, tuluk ... Senin bir şeyden habarın yok Emin beyim! Yazıyorsun iki çızık, alıyorsun bin, iki bin! .. Bu gidende bizim yidiğimiz yimekleri bulamayanlar da var! Yataklarımızı dersen, eyi kötü biz yatarız be efendim! Eyisini buluncaya kadar kötüsüne eyvallah ! Diyorsun ki, fitilli lambalar ... Tuluk suyu demene de karşılık vereceğim : Tuluğun değerini bilen bilir ... Ondan sonracığıma, sen ölçeriyorsun ki, komşular köyleri bırakıp kentlere yörüsün! Yörüsün arkadaş! Yörüyenlere dur deyen yok zati ! Emme köyler boşalmasın ... Köyler boşaldı mı hepimiz boku yidik Emin beyim ! Ulusun milletin kaynağı, beşiği, köyler değil mi? Bu kaynağı kurutup, nerde üreteceksin milleti? Köyü söndürdün mü memleket söner beyi m! Elleme giden gitsin, yörüyen yörüsün. Emme kaynak kurumasın. Daha o gidenlere seviniyoruz biz. Neden deyecek olursan, okuyup amir mamir oluyorlar. Hiç olmazsa bizim dilimizi biliyorlar! Biz de onların dillerini biliyoruz. Baksana şu ballarımıza : Kadastro .. . Ne demek kadastro? Meteoroloji Rasat Cihazı? Ne bu? Kasabada bir dayranın kapısında yazıyormuş, Irıza söyler: Malarya Eradikasyonu! Emin beyim, biz Türküz hamdolsun ! Dilimiz de Türkün dili. Bize diyorsun ki, kadınlar görgüsüz, erkekler bilgisiz ... Haşa ! Hiç kabul etmiyorum! Biz kendi görgümüzü, kendi bilgimizi biliriz. Hemi eyi biliriz! Ama sizin görgüleri bilmeyi z. Emme siz de bizimkileri bilmezsiniz. Bak, yere bağdaş kurup oturabildin mi? Biz diz bile çökeriz! Masa sandalle deye tuz yumurtlattın Battal'a ... Dal öğlen bir seet uyumadan edemiyor hiçbiriniz. Uyku dediğin geceye masus ... Eee hani görgülüydünüz siz? Sen sade kendi görgünü biliyorsun. Emme senin görgün mü eyi, benim görgüm mü? Orası ayrı. Sen Gazi Kemal'i duydun, ben gördüm. "Memleketin efendisi, başkanı köylüdür !" deye neden dedi Gazi Kemal? Çünkü Kurtuluş Savaşını köylüler kazandı. Eğer varısa yarın cennete de köylüler gidecek. Neden? Çünkü köylüler sade kendilerinin değil, tüm milletin ekmeği için çalışıyor... Bir var ki, harp darp, sonra da seçim saçım, ağalar, beyler ... anasını sinkaf etmiş köylülerin ki, belini alıp doğrulamıyor garipler ... »”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır sanırım. Ana sevgisi, kardeş sevgisi, yar sevgisi gibi bir sevgi.”
Fakir Baykurt
“Bundan ötürü, ben diyorum ki, aydınlık dostlarının politikası yoktur; ama düşmanlarının vardır. Bu yüzden, tıpkı sizin o ateşi çalan, neydi adı, Prometeus gibi, sürekli yenilırler. Yenildim ben de. Gayet açık. Zaman içinde kazansalar da, yenilirler.”
Fakir Baykurt, Eşekli Kütüphaneci
“İnsanın birbirine bir daha, bir daha sarılmasına, bir daha, bir daha 'güle güle git! yolun da bahtın da açık olsun!' demesine izin vermezler. 'dur bir daha sarılayım! ver elini öpeyim!' dedirtmezler. Alırlar böyle, koparırlar..bakakalırsın kapanan kapıya..o da döner bakar..ama kapalı..yanyanayken öpmek, bir daha, bir daha öpmek varmış gözlerini! Kollarını genişten açıp, can cana bir daha sarılmak varmış...”
Fakir Baykurt
“Belki altmış, belki yetmiş yıl önce Tozak’ta doğmuş; altmış yetmiş yıldır kah yeni doğan taylar gibi koşarak, kah üç örgülü saçlarını döşüne döküp Cennet kuyusundan, körelmeden önce Ümmet kuyusundan su çekerek, doldurduğu tulukları sırtına vurup şu yassılıp duran evlerden önce birinin, sonra ötekinin kapısına taşıyarak; bir yıl Tozak kırında, bir yıl Av­şar yolunda dört büklüm orak biçerek; yırtık yamayarak, sökük dikerek; düğün olmuşsa halay çekerek; sel gelmişse çırpınıp ağlayarak; uzun askerlik yıllarını, savaşları, seferberlikleri bu «yıkılası damlar» ın altında uykusu gelmeyen bir serçe kuşu gibi bekleyerek, kocasının kendisi mi, künyesi mi gelecek hiç bilmeyerek; kendisi geldiği yıldan beri hep onun yanı sıra yürüyerek; doğurduklarını büyüten, büyüttüklerini uçurup komşu evlere, komşu köylere konduran; bir gün bile işten kalmadan, bir gün bile «beş takka» fazla uyumadan, bir gün bile «beş takka hulya» kurmadan, bir gün bile güneşten arkaya kalmadan, köyden dışarı bir kerecik olsun adımını atmadan, bazı erkeklerin, Yüzbir'de duran «otopos»lara, «minipos» lara binerk gittikleri kasabaya bir sefer bile gitmeden; hep aynı aşları pişirip aynı ekmekleri ederek; azarlanınca susan, sevilince utanan, küsülünce «barışmam, barışmam !» diye yükünü yücelere yığmadan; şu dağ yelleri gibi kah esen, kah tozan, günü gününe uymayan Kır Abbas'ın yanı sıra, böyle sabırla, böyle sessizlikle, geride kalmadan yürüyüp gelmişti... Gene yürüyordu...”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Köylere kitap götürmek, çöle su götürmek gibidir.”
Fakir Baykurt, Eşekli Kütüphaneci
“Güneş,Tozak kırına kocaman bir ateş dağı gibi çöktü. Tozak kırı yanıyor. Taçları koncayken solmuş gelingüvey otları, kuşekmekleri, çobançantaları, koyungözleri tamtakır kurumuşlardı. Bir deri bir kemik yılanlar, tarla sıçanları, emecenler, zavallı yeşilistan böcüleri sinecek bir gölge girecek bir delik arıyorlar. Kanları buhar olup uçmuş serçe kuşları ateşler içinde yanan toprağa düşüyor. Lokma lokma ölüyorlar. Toprak yanıyor…”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Gökyüzüne, aya doğru baktı : «(Haşhaş tanesi kadar akıl yok bu insanoğlunda canım! Varsılı yoksulu, ağası, kaymakamı, albayı, yarbayı, generali, maraşalı hepsi bunun derdinde! Tokturlar, hocalar, höyük eşkiyalar, peygamberler hepsi bunun derdinde ... Analar bubalar, on kere ana buba olmuş olanlar, hepsi bunun derdinde ! Bunun içine bir parmacık bal mı sürmüşler? İncirlerin, üzümlerin özünü, narların, cevizlerin özetini mi doldurmuşlar bu anassını sattığım kutuya? Güllerin menevşelerin, yeşil nanelerin, nergizlerin kokusunu mu katmışlar? Önünde diz çökmeyen yok bu namussuzun ! Peygamberimiz birini koyup onunu, otuzunu almış! Köroğlu aleyhüs­selam dersen gene öyle !.. Bunu bir anlayan, anlatan var mı? Bilen, sırrına eren var mı?”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Ulan kar eyi bir şey olsa Mekke'ye, Medine'ye, Kerbela'ya yağardı !.”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Uluguş:

”Vurulduk birbirimize! babam der olmaz, yoksul o! anam der olmaz, çıplağın teki! kendi kendine bırakırsan seveni sevene vermez bu dünya!
bir gün ben, elimdeki orağı bıraktım, o çomağı bıraktı.
tuttuk birbirimizin elinden, çatak köyünün yaylasına aşıverdik! iki el bir baş için değil mi şu gidimli gelimli, son ucu ölümlü dünyada?
sırt sırta verir, gün kazanır, gün yeriz dedik...”
Fakir Baykurt, Tırpan
“...Çocuklarınsa dokuz ondu yaşları.Hiçbirinin sorunu değil ıslanmışlar,kurunmuşlar.Ahmet biliyor biraz.Çünkü onun da çok geçti Karataş'ta sırtından sular,çok tüttü buğular.
Üniversite,yüksekokul öğrencisi olduğunu öğrenince abilerin,durup saygıyla baktılar.Köydeki okul bir katlı olduğuna göre,yüksekokul belki on katlı.”
Fakir Baykurt
“Haksızlık haksızlıktır kızım. İsterse baban olsun; yapanı ezeceksin!”
Fakir Baykurt, Tırpan
“Kendisi yok allahı var, hökümetimizi de çok sever. Yani kendi öz babasının hökümeti gibi üzerine titrer. Kimseye bir kem söz söyletmez ...”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Zati seçimin ne nüzümü var Emin beyim !» diye Kır Abbas atıldı. «İki yıla bir seçim, üç yıla bir seçim ... Her köye bir sandık koyuyor. Her sandığa bir başkan. Her başkana 120.lira para! Türkiye'nin gökte yıldız kadar köyü var. Ne demek bu? Bu Türkiye'nin aklı yok mu Çelik beyim? Öyle yapacaklarına, versinler köy başına yüzer lire, alsınlar bizim oylarımızı, istedikleri sandığa tıksınlar, bitti !. .» «Ama baba!. .» dedi Demir bey. «Mesele senin bildiğin gibi değil! Millet seçim istiyor . .. «Eh! ..» dedi Kır Abbas. «Millet seçim istiyorsa hökümet ne bok yisin! Millet ben ikilik üçlük istiyorum, otuz evli bir köyün kırk parçaya bölünmesini istiyorum, imam Halkçı deye Demokratların ayrı yerde namaz kılmalarını istiyorum, camilerin içine ip çekilip ikiye bölünmesini, dahi içine iki dene soba kurulmasını istiyorum derse, sen ben hökümet olsak ne yapabiliriz ?”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“İnsanlar bile değişiyor; sen de değiştin! Değişen ölmez ki! Değişmek kötü bir şey değil ki! Değişen güçlenir! Değişen yeni yeni işlere yarar! Yeni işler, eskilerden iyidir! Değil mi benim gözel tırpışım?”
Fakir Baykurt, Tırpan
“Onlar bu milletin «yandan sürme»leri. Mahallebi çocukları. Gülerin, tüllerin içinde pış pış büyümüş onlar.. Çoğu anasının südüyle değil, emzikle, inek südüyle büyümüş. Korkak, pısırık, nazik! "Pardon mösyö", "Vıy madam" ... Okumuşlar, Londra, Faris, Atina, gezip tozmuşlar. Ama bilmezler senin Sarıkızlı' nı, Tozak'ını; halkı, milleti. Bilmezler dört mevsimin ayrı ayrı çilesini. Yazın susuz tarlalarda, kurakta; kışın çamur yollarda, suların böldüğü köprülerden düşe uça; yarlardan yamaçlardan yuvarlanarak; kanadı kırılıp yollarda kalarak; iki çuval buğdayın nasıl ekilip biçildiğini, nasıl kasabaya ulaştığını, nasıl fırınlarda ekmek olduğunu bilmezler. Karıları kızları, hemi de kendileri sanırlar ki, biz aylık alıyoruz, fırıncılar da para kazanmak için hamurları yoğurup, pişirip camekanlara diziyorlar. Onun için böyle dans oyunlarıyle, bordo şaraplarıyle vakit geçiriyorlar ... »”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Bizim halkımız çok yüzyıl öncelerinden beri uyur. Çok kötü biçimde afyonlanmış gibi uyur. Üfürükle tükürükle sersem tavuğa çevirmişlerdir onu. Bizim halkın durumunda olup da, uyanmak çok zordur örneğin! Ben böyle düşünüyorum.”
Fakir Baykurt, Eşekli Kütüphaneci
“Köy içinde birbirlerini hiç soyadlarıyla çağırmazlardı. Soyadları, hükümetin verdiği, işlerine yaramayan birer takıntıydı. Kır Abbas'ın adı Kır Abbas'tı. "Kır Abbas" dedin mi herkes bilirdi. Hem öyle "kartal"lıkla da bir ilgisi yoktu.”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Neden umutların kırılıverdi? Korktun mu sen de Uluguş?”

“Benim oldum bittim umudum yok! Ben onlardan oldum bittim korkarım! Başındaki hökümet, hökümet değil ki! Yoksulları tutacağına, varsılları tutuyor! Şu masumu arkalayacağına, o
Şişgöbek'i arkalıyor!... Onun için korkarım...”
Fakir Baykurt, Tırpan
“Aklına yanayım ayrıca Ankara'nın ki bizi bu köylülerle demokrasiye soktu! Ortak Pazar'a da sokacak ! .. Olmaz hanım, olmaaaz! .. bu köylüyle bu işler yürümeeez ... Sor bana ki çare nedir? Çare, bunları geleneklerinden koparmaktır hanım !”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Sen onlardan, afiş, broşür, bilgi iste ... versinler. Emme çubuk isteme, tohum isteme ... Sen bırak hükümeti Kır Abbas. O doğru dürüst sınırları beklesin, yeter. Çubuğunu, çekirdeğini kendin bul arkadaş. Yeter ki o sana engel olmasın... Bunu da büyük bir devlet bil...»”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Önümüzde dört durum var:

1. İnsana her zaman baskı uygulanmıştır.
2. İnsan, seyrek başkaldırır, genellikle başeğer.
3. Tekil olarak insana baskı uygulandığı gibi, topluma da uygulanabilir. Toplum da seyrek başkaldırır, genellikle başeğer.
4. Toplum bireye sürekli baskı uygular. Birey, toplumsal-politik kökenli baskılara seyrek başkaldırır, genellikle başeğer.”
Fakir Baykurt, Unutulmaz Köy Enstitüleri
“Elinde kanun olanlar, kalem olanlar böyle şey mi düşünüyor şimdi? Kaldırıyoruz, kalkındırıyoruz ... hepsi laf! Kendilerini kalkındırıyorlar!.. Ankara habire istatistik kabartmayı biliyor! İstatistik demek. .. Hay babam hay! Ulan şu Kır Abbas'a bakın ! Demek Kır Abbas bile çalışıyor ha! .. İstatistik demek. .. Durun ulan !» diye bağırdı. «Size beş takka mola veriyorum! Toplanın başıma ... »”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Çoğu, içinde bulunduğu çukurun farkında değildi. Toprak damlı yoksul evlerinde, kendi yaşadıklarından daha iyi, daha değişik bir yaşamadan haberleri varsa bile, pay istekleri yoktu. Yüzlerce yıldır sürüp gelen sömürü düzeni yeni bir hızla iyice uyutmuştu hepsini.”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Devleti milleti de unuttuğumuz yok: Ev başına her yıl birer çocuk çıkartıyoruz. Devlet bize ne yapıyor bakalım?» «Ne yapsın daha? Altı ay sonra yeni bir vergi çıkartır o da! Öteberinin fiyetini yükseltir. Daha nasıl düşünsün devlet sizi? Dünyayı kalbura koyup eleseniz böyle devlet, böyle hökümet bulabilir misiniz?”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar
“Acı bir durumdur bu; Türkiye'ye özgü acı bir durumdur. Aydınlık düşmanları hala güçlü. Dostları ise çok dağınık. Bu da ruhları öldürüyor. İnsanların cesareti kırık.”
Fakir Baykurt, Eşekli Kütüphaneci
“Kaymakamın göğüs cebinde bir "açılış söylevi" vardı yazılı. Çıkarıp onu okuyacaktı. Ama bir yandan da biriken kalabalığa bakarak karasız kalıyordu. Yazılı söylev okumağa değer miydi? Yazısız bir konuşma daha uygun düşmez miydi? Yanlışını mı bulacaklardı? Kurtuluş Savaşı'ndan, şimdi üzerine bastığımız toprakların kanla sulandığından, bize zincir vurulamayacağından, bizim ta ezelden beri özgür yaşamış olduğumuzdan, soyumuzdan sopumuzdan, komünistlere düşmanlığımızda...Hiç hazırlık yapmadan rahat rahat söz edebilirdi.”
Fakir Baykurt, Anadolu Garajı
“الشهم لايأكل مما لا يأكله الجميع”
Fakir Baykurt
“Göstermezsen göremeyecek durumda olanlar var, Gülşen! Düşün ki okumamışlar; düşün ki uyanmamışlar. Haksızlığa karşı durmayı bilmiyorlar. Hep karanlıkta yaşamışlar. Aydınlık diye bir şeyden haberleri yok. Gözleri var ama, gözün ardında, görmelerini sağlayacak ışıkları yok. Kulakları var ama, duyduklarını seçecek bilgileri yok. Okumuşun okumamışa, görenin görmeyene, duyanın duymayana borcu var diyorum sana. Başka türlü nasıl iyi yaşanır? Yanındaki açken, senin tokluğun sana siner mi?”
Fakir Baykurt, Onuncu Köy
“Allah öyle telle demirle uğraşmaz Hörü bacı ! dedi. «Allah habar salacak oldu mu, yağmur yağdırır, tolu endirir ... öyle derler ..”
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar

« previous 1
All Quotes | Add A Quote
Yılanların Öcü Yılanların Öcü
1,237 ratings
Eşekli Kütüphaneci Eşekli Kütüphaneci
1,182 ratings
Kaplumbağalar Kaplumbağalar
714 ratings
Tırpan Tırpan
294 ratings