Cem Kara said:
"
İlk izlenimimi yazayım. Henüz ilk 30 sayfasını okudum ve şu ana kadar keşke daha önce okusaymışım diyorum. Sadece psikoloji değil aynı zamanda bir antropoloji ve sosyoloji kitabı da olduğunu görüyorum. Hatta dinler tarihini de kapsayan bir yaklaşımı
...more
"
“DALGALANMA (RIPPLING)
Yıllar süren terapistlik deneyimlerim boyunca, bir kişinin ölüm kaygısını ve hayatın geçiciliğinden duyduğu sıkıntıyı hafifletmek için ortaya çıkan fikirler arasında, dalgalanma fikrini özellikle güçlü buldum.
Dalgalanma, her birimizin—çoğu zaman bilinçli bir niyetimiz ya da farkındalığımız olmadan—başkalarını etkileyen ve bu etkinin yıllar hatta nesiller boyunca sürebileceği iç içe halkalar yaratması anlamına gelir. Yani, başkaları üzerindeki etkimiz, tıpkı bir gölete atılan taşın yarattığı halkaların giderek yayılması gibi, diğer insanlara da aktarılır; bu halkalar artık görünmez hale gelse bile nano düzeyde devam eder. Kendi varlığımızdan bir parçayı—bilsek de bilmesek de—geride bırakabileceğimiz fikri, sınırlı ve geçici bir varoluşun kaçınılmaz olarak anlamsızlık doğurduğunu savunanlara güçlü bir yanıt sunar.
Dalgalanma, ille de geride bir isim ya da imaj bırakmak anlamına gelmez.
…
Kişisel kimliği sonsuza dek koruma çabaları her zaman boştur. Geçicilik kalıcıdır. Benim kullandığım anlamda dalgalanma, yaşam deneyiminizden bir şeyi geride bırakmakla ilgilidir: bir özellik; bir bilgelik kırıntısı, bir rehberlik, bir erdem, bir teselli… bunların her biri tanıdık ya da tanımadık kişilere aktarılabilir.”
―
Yıllar süren terapistlik deneyimlerim boyunca, bir kişinin ölüm kaygısını ve hayatın geçiciliğinden duyduğu sıkıntıyı hafifletmek için ortaya çıkan fikirler arasında, dalgalanma fikrini özellikle güçlü buldum.
Dalgalanma, her birimizin—çoğu zaman bilinçli bir niyetimiz ya da farkındalığımız olmadan—başkalarını etkileyen ve bu etkinin yıllar hatta nesiller boyunca sürebileceği iç içe halkalar yaratması anlamına gelir. Yani, başkaları üzerindeki etkimiz, tıpkı bir gölete atılan taşın yarattığı halkaların giderek yayılması gibi, diğer insanlara da aktarılır; bu halkalar artık görünmez hale gelse bile nano düzeyde devam eder. Kendi varlığımızdan bir parçayı—bilsek de bilmesek de—geride bırakabileceğimiz fikri, sınırlı ve geçici bir varoluşun kaçınılmaz olarak anlamsızlık doğurduğunu savunanlara güçlü bir yanıt sunar.
Dalgalanma, ille de geride bir isim ya da imaj bırakmak anlamına gelmez.
…
Kişisel kimliği sonsuza dek koruma çabaları her zaman boştur. Geçicilik kalıcıdır. Benim kullandığım anlamda dalgalanma, yaşam deneyiminizden bir şeyi geride bırakmakla ilgilidir: bir özellik; bir bilgelik kırıntısı, bir rehberlik, bir erdem, bir teselli… bunların her biri tanıdık ya da tanımadık kişilere aktarılabilir.”
―
“Sıklıkla şu sorunun sorulduğunu duydum: Yakın arkadaşları olan bir insanın terapiste ihtiyacı olur mu? Yakın dostlar iyi bir yaşam için vazgeçilmezdir. Dahası, eğer bir kişi iyi arkadaşlarla çevriliyse ya da (daha da önemlisi) kalıcı ve derin ilişkiler kurma kapasitesine sahipse, terapiye ihtiyaç duyma olasılığı çok daha düşüktür. Peki o zaman iyi bir arkadaşla terapist arasındaki fark nedir? İyi arkadaşlar (ya da kuaförünüz, masözünüz, berberiniz ya da kişisel antrenörünüz) destekleyici ve empatik olabilirler. İyi dostlar sevgi dolu, güvenilir sırdaşlar olabilir ve ihtiyaç anında yanınızda olurlar. Ama yine de önemli bir fark vardır: sadece terapistler sizi 'şu an ve burada'da (here-and-now) yakalama eğilimindedir.
'Şu an ve burada' etkileşimler (yani, birinin anlık davranışına dair yapılan yorumlar), gündelik sosyal yaşamda çok nadiren meydana gelir. Eğer olursa, bu ya çok derin bir yakınlığın ya da yaklaşan bir çatışmanın işaretidir (örneğin, “Bana bakış tarzını beğenmiyorum”) ya da bir ebeveyn-çocuk etkileşiminin (“Ben konuşurken gözlerini devirmeyi kes”) göstergesidir.”
―
'Şu an ve burada' etkileşimler (yani, birinin anlık davranışına dair yapılan yorumlar), gündelik sosyal yaşamda çok nadiren meydana gelir. Eğer olursa, bu ya çok derin bir yakınlığın ya da yaklaşan bir çatışmanın işaretidir (örneğin, “Bana bakış tarzını beğenmiyorum”) ya da bir ebeveyn-çocuk etkileşiminin (“Ben konuşurken gözlerini devirmeyi kes”) göstergesidir.”
―
“Bir kişi cesaret gösterip mahrem bazı şeyleri açığa vurur ve böylece kendini riske atar; diğeri de benzer şekilde karşılık vererek aradaki mesafeyi kapatır; birlikte, kendini açma süreciyle ilişkilerini derinleştirirler. Eğer riske giren kişi ortada bırakılır, diğeri karşılık vermezse, dostluk genellikle sekteye uğrar.
Kendin olabildiğin, kendini bütünüyle paylaşabildiğin ölçüde dostluk daha derin ve kalıcı olur. Böyle bir mahremiyetin varlığında, tüm sözler, tüm teselli biçimleri ve tüm fikirler çok daha anlamlı hale gelir.”
―
Kendin olabildiğin, kendini bütünüyle paylaşabildiğin ölçüde dostluk daha derin ve kalıcı olur. Böyle bir mahremiyetin varlığında, tüm sözler, tüm teselli biçimleri ve tüm fikirler çok daha anlamlı hale gelir.”
―
“Varoluşçu düşünürler farklı bakış açılarını vurgulasalar da, aynı temel önermeyi paylaşırlar: Biz insanlar, kendi varoluşu bizim için bir sorun olan tek canlı türüyüz. Bu yüzden varoluş, benim anahtar kavramımdır. …..
Varoluşçu yaklaşım, insanın umutsuzluğuna çare olmayı amaçlayan birçok psikoterapi yaklaşımından sadece biridir. Varoluşçu terapötik bakış açısı şunu söyler: Bizi rahatsız eden şeyler yalnızca biyolojik-genetik altyapımızdan kaynaklanmaz (psikofarmakolojik model), yalnızca bastırılmış içgüdüsel dürtülerimizle olan mücadelemizden doğmaz (Freudyen görüş), yalnızca sevgi göstermeyen, umursamaz ya da nevrotik olabilecek önemli yetişkin figürlerinin içselleştirilmesinden kaynaklanmaz (nesne ilişkileri kuramı), yalnızca bozulmuş düşünce kalıplarından doğmaz (bilişsel-davranışçı yaklaşım), yalnızca unutulmuş travmatik anıların parçalarından ya da kariyer ve yakın ilişkiler gibi mevcut yaşam krizlerinden de kaynaklanmaz, aynı zamanda—aynı zamanda—kendi varoluşumuzla yüzleşmekten de kaynaklanır.”
―
Varoluşçu yaklaşım, insanın umutsuzluğuna çare olmayı amaçlayan birçok psikoterapi yaklaşımından sadece biridir. Varoluşçu terapötik bakış açısı şunu söyler: Bizi rahatsız eden şeyler yalnızca biyolojik-genetik altyapımızdan kaynaklanmaz (psikofarmakolojik model), yalnızca bastırılmış içgüdüsel dürtülerimizle olan mücadelemizden doğmaz (Freudyen görüş), yalnızca sevgi göstermeyen, umursamaz ya da nevrotik olabilecek önemli yetişkin figürlerinin içselleştirilmesinden kaynaklanmaz (nesne ilişkileri kuramı), yalnızca bozulmuş düşünce kalıplarından doğmaz (bilişsel-davranışçı yaklaşım), yalnızca unutulmuş travmatik anıların parçalarından ya da kariyer ve yakın ilişkiler gibi mevcut yaşam krizlerinden de kaynaklanmaz, aynı zamanda—aynı zamanda—kendi varoluşumuzla yüzleşmekten de kaynaklanır.”
―
İzmit/Nicomedia Kitap Kulübü
— 53 members
— last activity Sep 30, 2025 07:53AM
İzmit ve çevresinde okumalar ve yüz yüze görüşmeler yapan kitap kulübü.
Yaratıcı Yazarlık / Creative Writing
— 35 members
— last activity Aug 19, 2025 02:01AM
Yaratıcı Yazarlık / Creative Writing
FluTv Kitap Kulübü
— 5 members
— last activity Aug 06, 2025 11:49AM
📚 FluTV Kitap Kulübü'ne Hoş Geldiniz! FluTV Kitap Kulübü, FluTV YouTube kanalı tarafından Temmuz 2025’te başlatılan bir okuma topluluğudur. Seçilen k ...more
Oldtimer - Klasik Okuma Grubu
— 1872 members
— last activity Apr 19, 2026 07:25AM
Amacımız klasikleri birlikte okumak ve tartışmak. Instagram: https://www.instagram.com/oldtimer_klasikler/
Goodreads Türkiye
— 796 members
— last activity Oct 05, 2025 07:47AM
Goodreads kullanan türk vatandaşlarımız için tartışma veya öneri amacıyla kurulmuş bir grup. Grup sayısına bakmadan gruba katılalım lütfen türk kitaps ...more
Cem’s 2025 Year in Books
Take a look at Cem’s Year in Books, including some fun facts about their reading.
More friends…
Favorite Genres
Polls voted on by Cem
Lists liked by Cem



































































