Lina’s Reviews > Ölümsüzlük > Status Update
1 like · Like flag
Lina’s Previous Updates
Lina
is on page 266 of 352
"Uyuşamadığın bir dünyayla nasıl yaşarsın? Ne acılarını ne sevinçlerini benimsemediğin insanlarla yakınlık kuramadıktan sonra onlarla nasıl yaşarsın? İnsan, onlardan olmadığını ne zaman anlar?
(...)
Hayatta dayanılmaz olan şey 'var olmak' değil, 'kendin olmak'tır. Yaşamakta mutluluk diye bir şey yok.Yaşamak, acılı ben'ini dünya adına taşımak. "
— Feb 10, 2026 05:21AM
(...)
Hayatta dayanılmaz olan şey 'var olmak' değil, 'kendin olmak'tır. Yaşamakta mutluluk diye bir şey yok.Yaşamak, acılı ben'ini dünya adına taşımak. "
Lina
is on page 140 of 352
Paul'un hazırladığı radyo programına son verilirken, Bernard " su katılmamış eşekliğe" terfi ettirildi.
Kundera, "Başkalarını neden, nasıl sinirlendirdiğimizi, neden onlara sempatik geldiğimizi, onlara neden gülünç göründüğümüzü asla öğrenemeyiz; kendi imajımız bizim için en büyük sırdır." diyor.
— Feb 05, 2026 01:53PM
Kundera, "Başkalarını neden, nasıl sinirlendirdiğimizi, neden onlara sempatik geldiğimizi, onlara neden gülünç göründüğümüzü asla öğrenemeyiz; kendi imajımız bizim için en büyük sırdır." diyor.
Comments Showing 1-47 of 47 (47 new)
date
newest »
newest »
message 1:
by
Lina
(new)
-
added it
9 hours, 40 min ago
Günaydın millet, toplaşın buraya:)
reply
|
flag
Günaydın arkadaşlar,Kitabın olumlu taraflarını yazma görevini bana tevdi etmiş Feyzi:)
Bu hepimizin görüşlerini yansıtır mı bilemem; subjektif bir bakış açısı olarak okuyun.
Öncelikle romanın adından yola çıkarak Kundera'nın yaptığı ana kurgu ( Goethe-Bettina ilişkisi ve öteki tarafta Hemingway'le buluşup tartışması) muhteşem!
Adam akıllı, Goethe'nin hayatını anlatmak yerine herkesin ilgisini çekebilecek bir sorunun(!)dan yola çıkması ilham verici gerçekten.
Goethe- Bettina ilişkisinin günümüzdeki izdüşümünü sıradan bir ailenin bireyleri üzerinden yapması, özellikle Laura'yı Bettina ile özdeşleştirmesi, emellerine ulaşmak için çabaları iyi aktarılmıştı.
Goethe-Bettina ilişkisine Kundera sence neden gerek duydu?Cevabını bulamadım. Agnes-Laura ilişkisi her konuya yetişen bir anlatı değil mi?
Laura herkesin aklında yer etmek istiyordu tıpkı Bettina gibi büyük ölümsüzlüğe ulaşmak istiyordu. Aslında Goethe de böyleydi. Agnes'in ise tam tersi beklentisi vardı.
Ölümsüzlük'ün güzel tarafları akışa yazdıklarıma bakıyorum da göz kamaştırıcı. Romandan düşeceğim yola çıkarken ihtimallerde yoktu bile.
Bettina nasıl mağduru oynayıp dönemin şair ve yazarlarından destek görmüşse, Laura da yaşadığı mağduriyeti iyi kullandı çevresi üzerinde. Ablası ayıplandı. En büyük desteği Paul'den gördü Laura.
Rubens bölümü dışında roman benim için iyi gitti genel olarak. Abla-kız kardeş gibi olması beklenen ( yaş farkı var epeyce) Bettina- Christina ilişkisi, Bettina'nın Goethe'ye yürümesi sonucu bozuldu doğal olarak. Yaşasaydı Agnes de görecekti muhtemelen Laura'nın kocasını ayartacağını, olmadı onun ölümünden sonra birlikte oldular.
Bu benzerliği kullanmasını Kundera'nın Avrupa tarihini çok iyi bilmesine, entelektüel kişiliğine bağladım.
Ölümsüzlüğü, küçük-büyük- gülünç şeklinde sınıflandırması; insanın kendi benliğinin özgünlüğünü doğrulamak ve taklit edilemez biricikliğine inandırmak için eksiltme veya ekleme yöntemini açıklaması, beni çok etkileyen" mezarını kazanların müttefiki olmak" ve Diabolum gibi kavramları kullanması da romanın başarılı yanlarıydı.
Ölümsüzlük bende 198. sayfada bitti. Kundera bu sayfada kitabı bitirseydi benden beş yıldız alırdı. Roman bu haliyle benden üç yıldız alır. Kitabın görkemli sahneleri var. Lina, Goethe-Bettina tarafına değindi, Paris gözlemleri tarafı var, Agnes ve ailesi tarafı var.
Yine Alman filozofu Avenarius'tan etkilenerek başat karakter olarak romanın yazılmasına vesile olan "günümüzün" Avenarius'u ortaya çıkarması da Kundera'nın tarihi karakterleri kullanmayı sevdiğini gösteriyor:)
Kundera personeliymiş gibi Agnes'i dolaştırarak önce bi Paris'in pasını alıyor. Agnes'i önce saunaya yollayarak kadınların seviyesiz dedikodularına, boş konuşuklarına tanık oluyoruz. Saunadan sonra gezintiye çıkarıyor Agnes'i; gürültülü motor kullanan kadına rastlıyoruz, kalabalık kaldırımlarda yürümenin güçlüğünü okuyoruz. Agnes'in karnını acıktırıyor Kundera; lokanta arıyoruz ama hepsi fast foodlaşmış ...Evet çok iyi sahneler var.
Milan Kundera'nın edebiyatçılığyla bir sorunumuz, soru işaretimiz, hayal kırıklığımız yoktur. Kendisi Ölümsüzlük'te kendisini bağlayacak şekilde kendisini eğlendirdiği bir şey denemiştir. Hepsi bu. Yazarların böyle yaramazlıkları vardır.
Avrupalı olmakla- özelde Fransızlarla- bol bol dalgasını geçmiş Kundera. Yazarlara, şairlere, şiirlere, Beethoven 'a, Mahler'e ve roman kahramanlarına verdiği referansları da keyifle okudum.
Aynen Cem, Avrupalı ( Fransız) olmakla ilgili o unutulmaz anekdotları etrafıma satacağım ilk fırsatta😉
Anne- kız, baba-kız ilişkileri, tercihler, ebeveynden birine düşkün olma ve kız kardeşler arasındaki gerilimi yansıtmasını da gerçekçi buldum.
Ölümsüzlük planı gereği açıklamalarla yazılmış.Edebiyatta davranış ve durumlara ilişkin bir kelime dahi açıklama yapamazsınız. Paul'ün tren istasyonuna neden gittiğini veya Agnes'in omzunun üzerinden Brigitte'e neden anlamlı baktığını okur bilmeli, her sir davranışı okur eğer gerekiyorsa bilmeli. Yazar öyle bir yazacak ki okur bütün davranışların nedenini bilecek.
Açıklama yapamazsınız. Açıklama okumayı, okuru bozar.
Ölümsüzlük'ün sorunlarından biri bu.
Romana sizin gibi bakmıyorum Feyzi hocam, beni ilgilendiren kurgu ile karakterler arasındaki uyum, gidişata göre metnin diğer bölümlerle tutarlı olması ve verdiği edebi zevk.
Goethe'yi bilmiyorum. Hemingway'i bilmiyorum. Rubens'i bilmiyorum. Astroloji bilmiyorum. Romain Rolland'ı bilmiyorum.Okumak aynı zamanda canlandırmak ise eğer, romanın neredeyse dörtte üçlük kısmını o bilgisizliklerle zihnimde canlandıramamışım demektir bu. Bu yüzden diyoruz ki, romanı bilgiyle yazamazsınız, yazarsanız okurları dışarıda tutarsınız. Roman herkes için yazılır.
Ölümsüzlük'ün ciddi sorunlarından biri de budur.
Romanın sorunlarına gelmişiz demek ki. Okurken değindik gerçi, Rubens'in bildiğimiz Rubens olmadığını, başarısız olunca resim yapmaktan vazgeçtiğini, yaşadığı şehirdeki cinsel hayatının evrelerini öğrendik. Birden yaşadığı çağdan günümüze ışınladı ve tablo satışı yapan bir simsar oldu. Yetmedi Agnes'in arada sırada bir otelde buluşan aşığının da Rubens olduğu ortaya çıktı. Niye? Bu bölümün romanın bütünlüğüne hiçbir katkısı olmadı. Yazar Rubens için ayrı bir kitap yazmalıydı diye düşünüyorum. Günümüzdeki sanat eserlerinin tüketimine bir eleştiri getirmiş gerçi Rubens aracılığıyla Ölümsüzlük'te ancak bu kadar; Rubens'in varlığı sırıttı romanda.
Rubens gerçekten fazlaydı.Kundera altıncı bölümde hüzünlüsünden erotik yazacağım demişti. Hiçbir amacım da yok diye de eklemişti.
Yazdıklarınızdan Hemigway dışındakileri ben de bilmiyorum Feyzi hocam. Hemingway'in iki romanını okudum sadece ve intihar ettiğini duydum. Fakat Goethe ile Bettina 'nın ilişkisini, sebep olduğu skandalları, yerleşmiş inançları ve sonraki romancıların ( R.Rolland) neden Bettina'nın tarafını tuttuğunu ilk kez bu romanla öğrendim. Bu kötü bir şey değil ki, kendimi romanın dışında yabancı hissetmedim. Astrolojiyi bilmem, ilgimi çekmez. O sayfaları da geliştirdim azdı zaten.
Ben de gömeceğim romanı Rubens karakterinin gereksizliği yüzünden. Kalemine sağlık Lina, yazmışsın mevzuyu tekrara gerek görmüyorum.
Bir kitaba değer biçmeye çalışıyorum Cem! Romanlardan öğrenmek benim de bayıldığım durumlar. Sıra değer biçmeye geldiğinde iş değişir. Okuma sürecinde böyle davranmıyorum. Birlikte eğlenmeye bakıyorum. Şimdi finaldeyiz. Eğrisiyle doğrusuyla toparlıyoruz.
Ölümsüzlük okumasına kulüpçü okuma olarak başladık ve kendi köşemizde okuyacaktık. Her gün düzenli yaptığımız paylaşımlarla adeta gevşek bir seans okumasına döndü. Çok keyif aldım yine bu romanı beraber okumaktan. İkinize de teşekkür ediyorum.
Kundera bu romanıyla beklentimi karşıladı diyebilirim. Feyzi'nin dediği gibi kendini eğlendirmek ve ironi yapmak için yazdığını düşünüyorum. Iyi ki yazmış, genel kültürümüze katkı yaptı tarihsel gerçekleri anekdotlarla aktararak...Goethe'yi acayip merak ediyorum. Ayrılık Valsi'nin okuma takvimini de heyecanla bekliyorum.
Niye kızayım Feyzi hocam, herkesin düşüncesine saygım var, eleştirel gözle baktığımız yerler farklı sadece😊Romanı tek başıma okusam bu keyfi alamayacağımı da biliyorum. İkinizden çok yararlanıyorum okurken ayrıca. Diğer Kundera romanı nasıl çıkacak acaba diye gün sayıyorum şimdiden.
Tamamdır. Yarın partide buluşmak üzere. Epey malzeme var. Eğlence var yani. Planı şimdi postaneye veriyorum.

