Sarhoş Quotes

Quotes tagged as "sarhoş" Showing 1-6 of 6
Johann Wolfgang von Goethe
“Ah siz akıllı insanlar! Tutku! Sarhoşluk! Delilik! Empati kurmadan, orada öyle rahat rahat oturun, alkoliği eleştirin, aklını kaçırmıştan nefret edin, bir rahip gibi yanından geçip gidin ve sizi onlardan biri yapmadığı için Ferisi gibi Tanrı'ya şükredin. Ben birçok kez sarhoş oldum, tutkularım delilikten hiç uzak değildi, her ikisinden de pişman değilim: Zira olanaksız görünen önemli şeyler yapan ve eskiden beri alkolik ve deli diye damgalanan tüm sıra dışı insanları kendi ölçülerimle anlamayı öğrendim.
Ama az çok özgür, soylu, beklenmedik bir iş yapan hemen hemen herkesin arkasından şöyle söylendiğini duymak, sıradan yaşamda bile katlanılmazdır: 'Bu insan alkolik, bu insan deli!' Utanın siz ayıklar! Utanın siz akıllılar!”
Johann Wolfgang von Goethe, The Sorrows of Young Werther

Abhijit Naskar
“Aşk Mantık İnsanlık (Sarhoş Şiir)

Mantıksal aşk aşk değildir,
Sarhoş aşıktan başka asker yok.
İnsan aşk için çılgın olmazsa,
Cennet gibi hayat bile hayat yok.
Bir kez, tüm aklını feda et dostum,
Bir kez, tüm mantığı unut.
Gözlerini kapat, kalbinle bak,
Ya biz seviyoruz, ya da ölüyoruz.
Aşkın gözyaşlarında ilahi bir derya var,
Gözyaşlarınla egonu iyice yıka.
Bir aşıkin kalp atışı insanlığın müziğidir,
Sevgiliyiz biz, bizim ailemiz bütün dünya.
Doğru dünya doğru niyetin sonucudur.
Işık istiyorsan, güneş gibi yan - hadi beyler!”
Abhijit Naskar, Honor He Wrote: 100 Sonnets For Humans Not Vegetables

Abhijit Naskar
“Sarhoş ol, ey insan!
Sarhoş bir aşk mektubu ol dünyaya.
Herkes aşk hikayesi okumayı sever,
Özverili bir aşk hikayesi ol dünyaya.”
Abhijit Naskar, Yüz Şiirlerin Yüzüğü (Ring of 100 Poems, Bilingual Edition): 100 Turkish Poems with Translations

“Aklında varoluş, kanında yüksek derece alkol, omuzlarında dünya, bacaklarında yorgunluk; ağır yaralarına rağmen halen savaşmaktan geri durmayan bir asker gibi yürüyordu. Kudurmuş denizlerde sarhoş bir gemi gibiydi, sallanıyordu; evet vardı, yer kaplıyor, çarpıyordu insanlara; yoksa bir boşluk nasıl çarpabilirdi bir varlığa? Ama yoktu, tek hissettiği yalnızca hiçlik ve boşluktu. Onların arasında asla var olamıyordu. Düşündü. “İnsan nasıl hem var olup hem de yok olabilirdi?” Bilmiyordu. Aslında hiçbir şey bilmek istemiyor, sadece sonsuza dek uyumak ve her şeyi, kendini dahi tamamen unutmak istiyordu. “Uyumak ve unutmak: İşte bütün mesele bu!”
Tolga Gökçen, Yalnızlaşan İnsan

“Geçmişin kapılarını alkol ile aralıyor ardından düşlerinde belirsiz geleceğe doğru yolculuk yapıyor ve şu anın içinde zaman kavramından sıyrılarak sonsuzluğa ulaşmaya çalışıyordu. Geçen her saniye ve midesine indirdiği her yudum birayla dış dünyadan uzaklaşıyor, hiç tanımadığı insanlar tarafından kollarını dayadığı masanın üzerine eskiden kazınmış yazılara dalıyor, yazıların kendisinde yarattığı çağrışımlardan geçmişteki anılarına geçiş yapıyor ve yolculuk ettiği anılardan gelecek için yeni ve yapay senaryolar üretiyordu. Çocukluğundan yaşlılığa yürüyordu… Sarhoş gözü pekliğiyle intiharını kurguluyor ve zevk alamadığı yaşamını sonlandırmanın yollarını arıyordu. Acı verici bile olsa hayal kurabilmek güzel bir şeydi. İnsanın hayatında sahip olabildiği en iyi özgürlüklerden biriydi belki de, ama hayal ve düşüncelere fazlasıyla kapılmak ve dengeyi kuramamak pek de iyi bir şey değildi. İnsan ne kadar hayalperest olursa o kadar gerçeklikten uzaklaşıyor ve yalnızlığa düşüyordu. Fakat aynı şekilde fazla gerçekçi olmakta hayalci yanınızı körelttiği gibi sizi bir ağaç odununa da çevirebiliyordu. Denge her zaman önemliydi. İki yoksunluğunda hangisi daha fazla eksik olursa olsun acı hep aynıydı. Değişen tek şey acıların deneyimi oluyordu. Can bazen dengeyi kaybederek tamamen hayalci birine dönüşürken, bazen ise gerçekliğe öylesine düşüyordu ki cansız ve soğuk bir nesneye dönüştüğünü hissediyordu. O dengeyi kurmaktan çok, iki uçurum arasında kanat çırpan yaralı bir kuş gibiydi. Ona bir hayalci mi yoksa gerçekçi olmak mı daha zor diye sorsaydınız kesinlikle, “- Her ikisi de…” derdi ve eklerdi. “- Acıların kıyası olmaz. Acı her daim acıdır. İnsan iki türlü de yanar; iki türlü de sızlanır ve ağlar. İnsanın doğasıdır acı çekmek…”
Tolga Gökçen, Yalnızlaşan İnsan

“Her çeşit insanla doluydu şehir. Kahkahalar atarak yanından geçen mutlu çiftler, zikzak çizen sarhoşlar, yalnızlar, acelesi olanlar ve o… Kimi mutlu, kimi düşünceli, kimi karamsar, kimi telaşlı, kimi toprağı düşleyen yaşayan ölüydü. Hepsinin ortak noktası: Yalnızlaşan insanlardı.”
Tolga Gökçen, Yalnızlaşan İnsan